Sosyoloji'de Kuram

Modern siyaset Avrupa’da gerçekleşen büyük dönüşümler nedeni ortaya çıkmıştır. Dönüşüm öncesinde uzun bir vakit temel siyasi olgudan uzakta kalmış olan Avrupa, sınıflar arası güç mücadelesinin aktif olarak bulunduğu bir ortamda kurumsallaşmayı ilk aşamada becerememiştir. Modernleşme ve endüstrileşme sonrasında kurumsallaşma yolunda ilk adımlar atılmış ve ‘’Marx’s Two of Lectures’’ olarak adlandırılan ‘’bir meslek olarak siyaset ve bir meslek olarak bilim’’ ortaya çıkmıştır. Bu dönemi klasik kuramın başlangıcı olarak görebiliriz. Sanayileşme ve modernleşmenin toplumsal yapıda meydana getirdiği radikal değişimler; daha doğrusu “kargaşayı” anlayıp yorumlama ihtiyacı sosyolojiyi ortaya çıkarmıştır.

  • Sosyolojiden öncede bulunan Aydınlanma, Pozitivizm ve Bireycilik akımları, yaşanan ekonomik, toplumsal, bilimsel gelişmeler ve siyasi olaylar neticesinde çalışılmaya başlanmış olup devamında sosyoloji akademik bir disiplin şeklinde kurulmuştur.
  • Sosyoloji, iki nedenden dolayı akademik disiplin kabul görmektedir. Birincisi kuramsal bir geleneğe bağlı olması ikincisi ise yöntem bilimsel anlamda ciddi bir çabaya girilmiş olmasıdır.
  • Sosyolojideki gelenek ve çaba, kendini ‘’kuramlar’’ üzerinden yaratır. Sosyoloji ve kuram ilişkisi açısından ‘’Kuram Nedir?’’ sorusuna cevap aradığımızda literatür bizi Neuman’ın, Toplumsal Araştırma Yöntemleri adlı eserine yönlendirir. Neuman bu eserde kuramı bize şöyle aktarır: ‘’Bilimsel anlamda kuram, toplumsal dünya hakkındaki bilgileri özetleyen, birbiriyle bağlantılı fikirler sistemidir.’’
  • Toplumsal kuramlar yeni bilimsel araştırmalar için sorular bulmamıza ve bir takım öngörüler geliştirmemize neden olur. Kuram özü itibariyle soyut, mantıksal olarak tutarlı, genel ve bağımsız olmak durumundadır.